Şeyhül Ekber Muhyiddin Arabi Arabi k.s Kimdir?

tarafından
34
Şeyhül Ekber Muhyiddin Arabi Arabi k.s Kimdir?

Şeyhül Ekber Muhyiddin Arabi Arabi k.s Kimdir? İslam dünyasında her dönem birçok isim alim olarak öne çıkmış ve ciddi anlamda faydalı eserler ortaya koymuşlardır. Bu eselerle birlikte Müslümanlar doğruya yönelip, bu gibi alimler sayesinde İslam dinini daha da iyi anlamışlardır. Bu alimlerden biri olan Şeyhülk Ekber Muhiyiddin Arabi k.s, İbn Arabi olarak tanınmakta ve tasavvufi konuda çok ciddi başarılarıyla karşımıza çıkmaktadır. Peki, Şeyhül Ekber Muhyiddin Arabi Arabi k.s Kimdir ve ne gibi eserleri bulunmaktadır?

Şeyhül Ekber Muhyiddin Arabi Arabi k.s Kimdir?

Şeyhül Ekber Muhyiddin Arabi Arabi k.s Kimdir?

İbn Arabi, ortaya koymuş olduğu birçok eser, kendine has görüşleri ve üst düzey yorumlama kabiliyeti ile hem Selçuklu Devleti’nde hem de Osmanlı devletinde, tasavvufi düşünceyi olumlu yönde etkileyen son derece önemli bir isimdir. İbn Arabi’nin düşünceleri, eserleri ve tasavvufiye kattığı birçok düşünce akımı, halen daha günümüzce izlerini korumaktadır. Günümüzde bu zatın eselerinin, düşüncellerinin ve tasavvufi konulara yorumlarının halen daha kaybolmamasının sebebi, ikna kabiliyeti yüksek fikirler sunmasıdır. Önceleri İbn Arabi olarak bilinen bu zat, sonrasında “Şeyhül Ekber” lakabını almıştır. Şeyhül Ekber lakabı, “en büyük şeyh” anlamına gelmektedir. Bununa birlikte “Muhyiddin” lakabını da sonradan almıştır ve bu lakap, “dibi dirilten” anlamıyla öne çıkmaktadır.

Şeyhül Ekber kimdir?” sorusunun cevabı aslında lakaplarında saklıdır ve o dönemlerde bu tür kişilerin böyle prestijli lakaplara sahip olmaları son derece zordur. Bu durumda İbn Arabi’nin dine yönelik çalışmalarının ne boyutta olduğunu en iyi şekilde gözler önüne sermektedir.

İbn Arabi’nin Hayatı

Tasavvufide en önemli geleneklerden biri olan Vahdet-i Vücud geleneğinin ilk temsilcilerinden biri olarak bilinen İbn Arabi, ilk olarak 1165 yılında o dönemin İspanyası’nda, Mürsiye şehrinde hayata gözlerini açmıştır. Bölgenin en önemli ve en çok tanınan alimlerinden eğitim alan İbn Arabi, bu nedenle kendini geliştirme konusunda somut adımlar atmıştır. Yirmili yaşlardan itibaren hadis ilimi ile ilgilenmeye başlayan İbn Arabi, Peygamber Efendimiz (sav) hakkında çok kapsamlı ve detaylı araştırmalar yapmıştır. Bununla birlikte Hadis-i Şerifleri ciddi bir şekilde inceleyen ve doğru bir şekilde yorumlamaya çalışan İbn Arabi, bu sayede yeni yeni tasavvufi akımların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

1200 yılında Mekke’ye hac vazifesini tamamlamak amacıyla gelen İbn Arabi, Mekke’de üç yıl kalır. Kalmış olduğu süre boyunca “Fütuhatı Mekkiye” adlı eserinin son kısımlarını Mekke’de tamamlar. Sonrasında Konya’ya gelen İbn Arabi, ardından Anadolu’nun birçok şehrini dolaşmaya başlar. Vefatı ile ilgili kötü söylemler olsa da, bu söylemlerin aslı bulunmamakta ve hayatı boyunca önemli bir insan olarak yaşamıştır.